İçeriğe geç
Eskişehir Baskı

Günün ayrıntılarına farklı, yıldızlara neşeli bir pencere

İlişkiler

Yetişkinlikte Kardeş İlişkileri Nasıl Değişir

Çocukluktan kalan roller yıllar sonra hâlâ aile masasında yürürlükte olabilir. Kardeşliği bugüne taşımanın pratik yolları.

Mertan Koral 4 dk okuma

Çocuklukta aynı evi, aynı odayı, çoğu zaman aynı oyuncakları paylaşan iki insan, yıllar sonra farklı şehirlerde, farklı hayatlar kurmuş halde yılda birkaç kez görüşür hale gelebilir. Kardeşlik, insanın hayatındaki en uzun süreli ilişkidir; anne babadan daha erken başlamaz ama çoğu zaman onlardan daha uzun sürer. Buna rağmen üzerine en az düşünülen bağlardan biridir. Sanki kendiliğinden yürüyecekmiş gibi varsayılır.

Çocukluktaki rollerin gölgesi

Kardeşler arasındaki ilişkinin en ilginç yanı, herkesin çok erken yaşta bir role yerleşmesidir. Biri sorumlu olandır, diğeri neşeli olan; biri sakin, diğeri hareketli. Bu roller kısmen mizaçtan, kısmen de ailenin gündelik dilinden doğar. "O çalışkandır", "bu daha duygusaldır" gibi cümleler yıllar içinde tekrarlana tekrarlana kişinin kendi tanımına dönüşür.

Sorun, yetişkinlikte bu rollerin çoktan eskimiş olmasına rağmen aile masasında hâlâ yürürlükte kalmasıdır. Otuz yaşında bir ekibi yöneten kişi, bayram sabahı evine gittiğinde yeniden "dağınık olan" muamelesi görebilir. Aynı şekilde, çocukken sorumluluk yüklenmiş olan kardeş, artık kimsenin ihtiyacı olmadığı halde herkesin işini üstlenmeye devam edebilir. Yetişkin kardeşlik ilişkisinin en zor işi, bu eski rollerden çıkmaktır.

Yeni bir zeminde tanışmak

Kardeşlerin ortak geçmişi çok zengindir ama bu geçmiş tek başına ilişkiyi bugüne taşımaz. Yalnızca eski hikâyeler üzerinden buluşan kardeşler, bir süre sonra aynı anıları tekrar tekrar anlatan iki kişiye dönüşür. Bağın canlı kalması için bugünün de paylaşılması gerekir: Ne yaptığını, neyle uğraştığını, neyi merak ettiğini bilmek.

Burada işe yarayan yöntem, ilişkiyi aile buluşmalarının dışına taşımaktır. Kalabalık bir yemek masasında iki kardeş nadiren gerçekten konuşur; herkes ortak bir sohbete katılır. Buna karşılık ikisinin baş başa geçirdiği kısa bir kahve, bir yürüyüş ya da düzenli bir telefon görüşmesi, ilişkinin ebeveynler üzerinden değil doğrudan kurulmasını sağlar. Pek çok kardeş, anne babanın aracılığı ortadan kalktığında haberleşmenin de kesildiğini fark eder; çünkü bağ aslında hiç doğrudan kurulmamıştır.

Hesaplaşmalar ve eşitsizlik duygusu

Kardeşler arasındaki en yaygın gerilim kaynağı, çocuklukta algılanan eşitsizliktir. Kime daha çok destek verildi, kimin isteği daha çok dinlendi, kime daha az kızıldı. Bu algı çoğu zaman tek taraflıdır: İki kardeş de kendisinin daha az pay aldığını düşünebilir. Çünkü herkes kendi yoksunluğunu yakından, diğerinin ayrıcalığını uzaktan görür.

Bu konularda konuşmanın anlamlı bir yolu vardır ama tartışmanın hedefi değişmelidir. Amaç, geçmişte kimin haklı olduğunu ispatlamak değil, o dönemin nasıl yaşandığını karşılıklı duymaktır. "Ben o yıllarda kendimi çok yalnız hissettim" cümlesi tartışılmaz; çünkü bir iddia değil, bir tecrübe aktarımıdır. "Sana hep daha çok ilgi gösterildi" cümlesi ise anında savunmaya yol açar. Aynı içeriği taşıyan iki cümle, tamamen farklı sonuçlar doğurur.

Yaşlanan ebeveynler ve yeni denge

Kardeş ilişkileri en çok, ebeveynlerin bakıma ihtiyaç duymaya başladığı dönemde sınanır. Yükün nasıl paylaşılacağı, kararların kim tarafından alınacağı, kimin ne kadar zaman ayırabildiği hızla eski hesaplarla iç içe geçer. Bu dönemde en çok işe yarayan şey, işleri konuşulmadan varsaymamaktır. Kimin neyi üstlendiğinin açıkça belirlenmesi, sessiz beklentilerin biriktirdiği kırgınlıktan çok daha az yıpratıcıdır.

Eşit paylaşım her zaman mümkün olmayabilir; biri daha yakın oturur, birinin işi daha esnektir. Böyle durumlarda katkının farklı biçimleri görünür kılınmalıdır. Zaman veremeyen maddi destek sunabilir, uzakta olan evrak işlerini üstlenebilir. Görünmeyen emeğin dile getirilmesi, adaletsizlik duygusunu büyük ölçüde yatıştırır.

Kardeş ilişkisini yıpratan bir başka unsur da eşlerin ve kurulan yeni ailelerin devreye girmesidir. Artık iki kişi değil, iki hane arasında bir ilişki yürür. Tatil planları, ziyaret sıklığı, çocukların bir arada geçirdiği zaman gibi konular çoğu zaman kardeşler arasında değil, hanelerin arasında pazarlık konusu olur. Burada işe yarayan yaklaşım, kardeşle kurulan doğrudan bağı korumaktır. Yılda birkaç kez de olsa yalnızca ikisinin buluştuğu bir görüşme, bütün bu düzenlemelerin üzerinde duran bir zemin sağlar.

Kardeşlik, kendiliğinden devam eden bir bağ değil, bakım isteyen bir ilişkidir. Ortak geçmiş güçlü bir başlangıç sağlar; ama bugünü paylaşmayan iki kişi, aynı albümdeki fotoğraflara rağmen yavaş yavaş yabancılaşır. İyi haber şu ki bu ilişki, kırılsa bile onarılmaya en açık olanlardan biridir; çünkü her iki tarafın da hatırladığı ortak bir dil vardır.